Denizci Kitaplığı

Türk Denizciliğinin Belleği

Ya Kanal Ya İstanbul - Kanal İstanbul Projesinin Ekolojik, Sosyal Ve Ekonomik Değerlendirmesi

Ya Kanal Ya İstanbul - Kanal İstanbul Projesinin Ekolojik, Sosyal Ve Ekonomik Değerlendirmesi

Ya Kanal Ya İstanbul - Kanal İstanbul Projesinin Ekolojik, Sosyal Ve Ekonomik Değerlendirmesi

Ortak Çalışma Eseri

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yayını

123 Sayfa

2018

Kitap Hakkında

ÖNSÖZ

Eşsiz konumuyla, doğu ile batı dünyasını buluşturan ve binlerce yıllık geçmişiyle çeşitli uygarlıklara kucak açan İstanbul’un sahip olduğu tarihi ve kültürel miras hepimiz için bir iftihar vesilesidir. Ancak bu zenginlik, kentin merkezindeki, saraylar, camiler, kiliseler, kuleler ve surlarla sınırlı değildir. Bir an için başımızı kaldırıp etrafımıza daha geniş bir ölçekle baktığımızda İstanbul’un turkuaz kıyılar ve yemyeşil ormanlarla kuşatılmış özel bir kent olduğunu görürüz. Denizlere serpilmiş adalar ve ormanlara saklanmış göller ise bu güzel kentin nazar boncukları gibidir. İçinde yaşayan biz İstanbullulara belki sıradan gibi görünen bu mavi ve yeşil doku, ilk bakışta kolay fark edilemeyen ancak yakından incelendiğinde kente hayat veren ve herkesi kendine hayran bırakan bir doğal mirası bünyesinde barındırmaktadır.

Dünya denizleri arasında oldukça ilginç ve kendine has özellikleri ile Karadeniz, önceleri büyük bir tatlı su gölüyken, İstanbul Boğazı’nın açılmasına neden olan jeolojik süreçler sonrası Akdeniz’deki tuzlu suların buraya taşınmasıyla bugünkü yapısına kavuşmuştur. 150 m’yi aşan derinliklerde oksijen bulunmadığı için, tüm deniz canlıları, yüzeyle bu derinlik arasında yaşamaktadır. Buna karşılık, Akdeniz’e göre daha yüksek olan biyolojik üretkenliği sayesinde 168’i balık toplam 3.774 denizel canlı türü Karadeniz’de yaşamakta ve balıkçılığımızın dörtte üçü buradan sağlanmaktadır.

Avrupa ile Asya’yı birbirinden ayırırken, iki yönlü akıntılarıyla Karadeniz’le Akdeniz’i birbirine bağlayan dünyanın en önemli doğal su yollarından biri olan İstanbul Boğazı, yalnızca uygarlıkların göz bebeği olmakla kalmamıştır. Boğaz, aynı zamanda iki deniz arasında mekik dokuyan deniz canlıları ve balık sürüleri için önemli bir geçit işlevi görmektedir. Yunus, mersin balığı, kolyoz, kılıç balığı, uskumru gibi türlerin özellikle üreme amacıyla yılın belirli dönemlerinde Boğazdan sürüler halinde geçişi, 20. yüzyılın başlarındaki siyah-beyaz İstanbul fotoğraflarının en ilginç kareleri arasındadır.

İstanbul Boğazı ile Karadeniz’e, Çanakkale Boğazı ile Akdeniz’e bağlanan Marmara ise iki farklı su kütlesine sahip bir iç deniz durumundadır. Bunun nedeni, Karadeniz’den gelen düşük tuzluluk ve düşük yoğunluktaki suların Marmara Denizi’nin yüzeyinde kalması ve Çanakkale Boğazı’ndan Marmara’ya geçiş yapan yüksek tuzluluğa ve yoğunluğa sahip Akdeniz sularının ise dipteki su tabakasını oluşturmasıdır. Bu nedenle Marmara, iki farklı su tabakasıyla her iki deniz suyunun özelliklerini barındıran ve binlerce yıllık döngü ile bugünkü dengesini bulmuş hassas bir ekosisteme sahiptir.

Karasal alanlara gelince… Boğaz, nasıl iki denizi birbirine bağlayan bir doğal fenomen ise, İstanbul’un iki yarımadası da Avrupa ile Anadolu florasını birbirine bağlayan bir yeşil atardamardır. Bu özel coğrafyada ortaya çıkmış doğal yaşam ortamları (ormanlar, sulak alanlar, fundalıklar, çayırlıklar, kumullar), şaşırtıcı zenginlikte bir bitki örtüsünün İstanbul’da bir araya gelmesini sağlamıştır: 500 bin hektarlık alanda yaşayan 2 bin doğal çiçekli bitki türü.

Oysa yüzölçümü, 10 kat büyük olan Hollanda’da bu sayı 1.600 iken 50 kat büyük olan İngiltere’de 1850’dir. Daha da önemlisi, doğa koruma açısından İstanbul’a ayrıcalık sağlayan en önemli nedenlerden biri, sahip olduğu nadir bitki türleridir. İl sınırları içinde doğal olarak yetişen bitki türlerinden 270’i ‘Türkiye’nin Tehlike Altındaki Nadir ve Endemik Bitkileri Listesi’nde yer almaktadır. Bunlardan 40’ının dünya üzerindeki en zengin popülasyonları İstanbul’da bulunmaktadır.

Beslenmek ve üremek için her yıl kuzey ve güney yarımküre arasında gidip gelen göçmen kuşların küresel düzeyde önemli rotalardan biri üzerinde yer alan İstanbul’un iki yarımadası, Boğazı, adaları, kıyıları, ormanları, sulak alanları ve meraları, kısaca taşı toprağı, yalnız 15 milyon insanın değil bu kadim yolculuklarında tanrının bize emaneti olan kuş popülasyonları için önemli birer dinlenme istasyonudur.

Sonuç olarak, İstanbul’un değeri, yalnız uluslararası düzeyde önemli bir ekonomik merkez olmasından değil aynı zamanda küresel, bölgesel ve ulusal çaptaki ekolojik öneminden ileri gelir. Bu durum İstanbul’a ve onun kaderinde söz sahibi olanlara hem insanlık hem de gelecek kuşaklar adına ayrı bir sorumluluk yükler: Sosyo-ekonomik gelişmeyi sağlarken, ekolojik değerlerden ödün vermemek.

Uzmanlar, özel coğrafi konumu, iklim ve toprak şartları ile birlikte İstanbul’un biyolojik zenginliğine katkıda bulunan en önemli nedenlerden birinin, bitki örtüsünün çeşitlenmesine ve güçlenmesine imkan veren ve uzun bir geçmişe dayanan geleneksel arazi kullanımı olduğunu söylüyor. Ancak artık taşıma kapasitesinin çok çok üzerine çıkan insan etkisi, doğaya kendini yenileme şansını tanımayacak boyutlarda.

Bugün nüfusu 15 milyona dayanan kentte konut, endüstri ve iş alanları, yollar, altyapı, hizmetler ve hepsinden önemlisi araziye yönelik artan taleplerin karşılanması için kıyılar dolduruluyor, yeni köprüler, havaalanları yapılıyor; dev kanal projeleri gündeme getiriliyor.

Bu aynı zamanda, İstanbul’un uluslararası öneme sahip deniz ve kıyıları, doğal ormanları, nadir fundalıkları, kumul alanları ve sulak alanlarının geri dönülmez bir şekilde gözden çıkarılması anlamına geliyor. Mevcut gidişat kontrol altına alınmadığı takdirde, yalnız kentin doğal peyzajı haritadan silinmekle kalmayacak, aynı zamanda yaşam döngüsünde kritik öneme sahip olan ekosistemlerin işleyişi bozulacak, ekonomik değeri yeterince bilinmeyen türlerimizin nesli tükenecek.

Kanal İstanbul Projesi, yalnız devasa bir yatırım değil aynı zamanda yüzyıllara dayanan geçmişinde bugüne kadar İstanbul doğasının karşı karşıya bulunduğu en büyük mühendislik operasyonu. Etkileri Karadeniz’den, Boğazlara, Marmara’dan Kuzey Ege’ye geniş bir coğrafyada kendini gösterecek böyle büyük bir proje için “ne pahasına” sorusunu sormak kaçınılmaz. Zira, projenin çok boyutlu ve karmaşık sonuçlarıbilim dünyası için bile bilinmezliklerle dolu. Yine de ülkemizde bu konuda önemli bir bilimsel kapasite ve dünyadaki diğer örneklerden edinilmiş dersler var.

Olay doğal hayatla da sınırlı değil. Raporda da irdelendiği gibi, Marmara’nın ölü bir denize dönüşmesi ve çözümü tamamen Boğaz’ın akıntı sistemine bağlı olarak gerçekleştirilmiş olan İstanbul Kanalizasyon Projesi’nin karşı karşıya bulunduğu riskler de söz konusu. Boğazlarla ilgili Montrö Sözleşmesinin getirdiği yükümlülükler var. Daha da önemlisi, yeni milyonların eklenmesi ve mevcut içme suyu rezervlerinin kaybı pahasına bir adaya dönüştürülecek olan İstanbul’u kılcal damarlarla Istrancalara bağlayan akarsuların koparılması tehlikesi var. Hatta Trakya’yı boydan boya kesen bir yapının, İstanbul’un askeri açıdan korunması, afet durumlarında milyonlarca nüfusun tahliyesi üzerinde yaratacağı kısıtlar var. Bu dev yatırım için gözden çıkarılacak ekonomik kaynakların ve bugün için piyasa değeri hesaplanamayan ekosistem hizmetlerinin hepimizin kişisel ekonomisini ilgilendiren tarafları var. Ve nihayet, projenin gerçekleştirilmesinde izlenmesi gereken etik ilkeler, katılımcı yaklaşımlar, şeffaf süreçler var.

Dünyanın başka köşelerinde olduğu gibi, doğal zenginlikleri ile birlikte, daha düzenli, daha temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşamak ve ihtiyaçların akılcı bir şekilde doğanın hassasiyetlerine ve çeşitliliğine zarar vermeksizin karşılanmasını talep etmek biz İstanbulluların da en tabii hakkıdır.

Bu nedenle, Kanal İstanbul gibi büyük projelerin kamuoyunda enine boyuna tartışılması ve özellikle bu konuda bilgi, fikir ve deneyim sahibi uzmanlara, bilim insanlarına ve sivil toplum kuruluşlarına kulak verilmesi, ortak geleceğimiz adına en rasyonel kararların alınması açısından kaçınılmaz bir gerekliliktir. Çünkü bu proje, İstanbul’un tarihinde önemli bir kırılma noktası olmaya adaydır; ve insanıyla, doğasıyla bu şehir hepimizin ortak mirasıdır.

Bugüne kadar, proje ile ilgili bilgilere erişimde yaşanan güçlüklere ve belirsizliklere karşın, eldeki verilere dayanılarak çok sayıda bilim insanının katkılarıyla hazırlanan bu raporun amacı, hepimizi ilgilendiren böylesine büyük bir projeyi yalnızca ekonomik parametrelerle değil aynı zamanda ekolojik ve toplumsal yönleriyle de masaya yatırmak ve böylece konunun kamuoyunda, etraflı bir şekilde tartışılmasını, irdelenmesini, ve değerlendirilmesini sağlamaktır.

Bu girişimimizin, İstanbul kentinin milyonlarca yılda oluşmuş doğal, tarihsel ve kültürel hazinesine hak ettiği önem ve değerin verilmesi adına bir başlangıç olmasını dilerken raporun hazırlanmasına katkıda bulunan değerli uzmanlara ayrı ayrı teşekkür ederiz.

WWF-Türkiye

İçindekiler

-Önsöz

-Yönetici Özeti

1. Giriş

2. Kanal İstanbul Projesi

2.1. Projenin Amacı

2.2. Projenin Özellikleri

2.3. Dünyadan Örnekler

2.4. Osmanlı Dönemi

3. İstanbul Denizlerinin Anatomisi: Karadeniz, Boğaz, Marmara Denizi ve Akdeniz

3.1. Genel Durum

3.2. Tarihçe

3.3. İstanbul Denizlerinin Bölgesel İklim Sistemi İçindeki Yeri

3.4. İstanbul Kanalizasyon Sisteminin Denizlerle İlişkisi

4. Çatalca Yarımadası’nın Doğal, Tarihi ve Kültürel Yapısı

4.1. Topoğrafya- Jeoloji-Hidroloji

4.2. Karasal Ekosistemler ve Habitatlar

4.3. Alan Kullanımı

4.3.1. Yerleşim alanları

4.3.2. Ormanlar

4.3.3. Korunan Alanlar

4.3.4. Tarım Alanları

4.4. Tarihi ve Arkeolojik Değerler

5. Kanal İstanbul Projesi’nin Çeşitli Yönlerden Değerlendirilmesi

5.1. Ekoloji

5.1.1. Hidroloji, İklim ve Boğazlar Dinamiği

5.1.2. Denizel Ekosistemin İşleyişi Üzerindeki Olası Etkiler

5.1.3. Marmara Denizi’nin Biyolojik Çeşitliliği ve Etkileyen Faktörler

5.1.4. Karasal Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Alan Kaybı

5.1.4.1. Bitki Örtüsü

5.1.4.2. Yaban Hayatı

5.1.5. Tarımsal Alan ve Ürün Kaybı

5.1.6. Ekolojik Ayak İzi

5.1.7. İklim Değişikliği

5.1.8. Jeolojik Etkiler ve Deprem Riski

5.2. Sosyo-Ekonomi

5.2.1. Sosyo-Ekonomik Değerlendirmeye İlişkin Çerçeve

5.2.2. Sosyo-Ekonomik Değerlendirmelere Dair Genel Saptamalar

5.2.3. Sosyo-Ekonomik Değerlendirme ve Risk

5.2.4. Parasal Ölçeve Dayalı Sosyo-Ekonomik Değerlendirmenin Açmazları

5.2.5. Sonuç ve Çerçeveye Dair Öneriler

5.3. Kentleşme

5.3.1. Kentsel Gelişim

5.3.1.1. Metropoliten Kentin Büyüme Biçimine Etkisi

5.3.1.2. Kanalizasyon ve Altyapı Üzerine Etkileri

5.3.2. Bölgesel Etkiler

5.3.2.1. Nüfus Gelişimine Etkisi

5.3.2.2. Kentin Gelecek Kurgusuna Etkisi

5.3.3. Planlamaya Etkisi

5.3.4. Yaşam Destek Sistemlerine Etkisi

5.3.4.1. Ekolojik Koridorlar

5.3.4.2. Su Toplama Havzaları ve İçme Suyu Kaynaklarına Etkileri

5.3.5. Hafriyat Döküm Alanları

5.4. Hukuksal/Siyasal

5.4.1. Uluslararası Düzenlemeler

5.4.1.1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi

5.4.1.2. Bükreş Sözleşmesi

5.4.1.3. Barselona Sözleşmesi

5.4.1.4. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi

5.4.1.5. Bern Sözleşmesi

5.4.1.6. Ramsar Sözleşmesi 2

5.4.1.7. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi

5.4.1.8. İklim Değişikliği Sözleşmesi

5.4.2. Ulusal Mevzuat

5.4.2.1. Kıyı Kanunu

5.4.2.2. Çevre Kanunu

5.4.2.3. Orman Kanunu

5.4.2.4. Mera Kanunu

5.4.2.5. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu

5.4.2.6. Havzalar ve Su ile İlgili Mevzuat

5.4.2.7. Kamulaştırma Kanunu

5.4.2.8. Su Ürünleri Kanunu

5.4.2.9. Sulak Alanlar Yönetmeliği

5.4.3. Yönetişim ve Katılım

6. Sonuç

-Kaynakça Linkler

-Ek 1: Dünyadan Kanal Projeleri Örnekleri

-Sorular

Yorumlar

İlk Yorumu Ekle

DENİZCİ KİTAPLIĞI