Kitap Hakkında
“Kıyıya Ulaşmak – Akarsularımız, Göllerimiz ve Denizlerimizin kıyıları yağmalamanın baskısı altında.”
Tarih boyunca, toplumun bütün kesimlerinin kullanımına açık olan kıyılarımız, ayrıcalıklı imar karar ve uygulamaları ile yapılaşmaya açılıyor. Dolayısıyla Kamu alanları niteliğinden özel mülklere dönüştürülüyor.
Yeni yapılaşmalar sonucunda kıyılarımızda toplumun belirli bir kesiminin ihtiyacını gideren ama toplumun geneline kapanan rant tesisleri yükseliyor.
Tarih boyunca kıyılar insanlar için çekim merkezi olmuşlardır. Suyun cazibesi ve olanakları insanları daima kıyılara çekmiştir. İnsanlar orada nefes almış, yaşam alanlarını oluşturmuş, yüzmüşler, spor yapmışlar, yaratıcı yönlerini keşfetmişler, yazmışlar, sanatsal faaliyetlerde bulunmuşlar, avlanmışlar, denizin sunduğu olanakları kullanarak ekonomik değerler yaratmışlardır.
Tarihsel, evrensel, hukuksal olarak tüm kıyılardan ve olanaklarından eşit olarak yararlanmışlar, insanın doğası gereği ihtiyacı olan ruhsal ve bedensel doyumu yaşamışlardır.
Tabii ki kıyıların cazibesi, tarih boyunca kişilerin ve gruplarının iştahını kabartmış ve bu alanlan kendi kullanımları için elde etme çabası hep olmuştur.
Ancak günümüzde; kentlere olan büyük ve hızlı göçün ortaya çıkardığı yerleşme sorunları, yerleşilen coğrafyanın bu ihtiyacı giderememesi, bu nedenle yerleşmelerin rant getirisinin yükselmesi, bu değerlerin emeksiz ve haksız kazanç elde etme mekanizması olarak kullanılması, ekonomik gelir farklılıklarından doğan ayrıcalıklı yaşama talepleri, globalizmin dayattığı roller ve misyonlar, vb. sebeplerden dolayı kıyılarımıza olan talep ve baskı artmıştır.
Bu nedenle mevcut kıyılarla yetinilmeyip, rant amaçlı ayrıcalıklı projeler için yeni arsa üretim modelleri yaratılmaya başlanmış, kıyılar ve denizler doldurulmaya hatta deniz üzerinde suni adalar yaratılarak arsa üretimine başlanılmışnr.
Öte yandan iktidar tüm uygulamalan için “kamu yararı” kavramını, kullanarak üretime dayanmayan ekonomisini kurtarmak için tüm kamusal ve toplumsal alanları gelir getirici meta olarak değerlendirmekte, bu işlerin oluşumu ve yürütülmesi ile ilgili hukuk ve uygulama araçlarını geliştirmektedir. Kıyılardaki planlama ve tasarruf yetkisi, çağdaş, bilimsel, bütünsel planlama kavramına aykırı biçimde kamu kurum ve kuruluşlarına devredildiği gibi, bu uygulamalar kaotik ve çokbaşlı bir biçimde yürütülmektedir.
Ve en önemlisi topluma ait bu yerlerde toplum ve toplumun örgütlü kesimleri sürece dahil edilmemektedir.
Öte yandan ayrıcalıklı imar ve uygulama olanağı yaratabilmek için mevcut yasalarda ciddi radikal değişimler ve parçacıl (Torba Yasa) yeni yasal düzenlemeler yapılmaktadır. (Turizmin Teşvik Yasası, TOKİ İle ilgili Yasal Düz., Kıyı Yasası, İmar Yasası, Çevre Yasası vb.)
İşte böylesine önemli bir eşikte, kıyıların kullanımı ile ilgili olarak tarihsel, kültürel, ulusal ve evrensel kullanımları ve uygulama ölçütlerini ortaya çıkarmak, kamu ve toplum yararını kıyılarımız açısından irdelemek, toplumsal ve ekonomik yararı tespit etmek, var olan yasa ve yönetmelikleri sorgulamak ve özellikle yaratıldığını düşündüğümüz yetkilendirme ve yönetim tarzını sorgulamak ve rasyonel çözüm önerilerini tartışmak amacıyla bir sempozyum düzenlenmeyi düşündük.
Sempozyum; her biri kendi alanında uzman kişilerin sunumlarıyla; Türkiye kamuoyuna, yöneticilere, konu ile ilgili kesimlere rehberlik edecek bir birikim yaratacaktır.
Yorumlar
İlk Yorumu Ekle