Türkler 11. yüzyılın ortalarında Anadolu’yu yurt edindikten bir süre sonra denizcilik serüvenleri de başlamış, sonraki yüzyıllarda ise çevredeki denizlerden kuzeydekine Karadeniz, batıdakine Akdeniz adını vermek suretiyle bu denizleri benimsemişlerdir. Selçuklular ve Beylikler dönemi kuzeye ve batıya yönelik deniz seferlerinin yoğun yaşandığı bir dönem olmuştur. Selçukluların Alanya’da ve Sinop’ta kurduğu tersanelerde inşa ettikleri donanmalar sayesinde denizler bir hedef olarak görülmüş, Batı Anadolu’daki sahil beyliklerinin donanmaları Bizans, Ceneviz ve Venedik deniz güçleri karşısında sahil koruma amaçlı ciddi bir mücadele başlatmıştı. Osmanlılar ise devraldıkları denizcilik mirasını sonraki yüzyıllara taşımıştır. 600 yıllık Osmanlı denizcilik tarihinin belirli bazı konularına dikkat çeken ve Cumhuriyet dönemi donanma faaliyetlerini de kapsayan bu kitap, Gölcük Tersanesi’nin kuruluşunun 100. Yılına Armağan olarak hazırlanmış, konular beş ana başlık altında toplanmıştır.
Kitabın Giriş makalesi, İdris Bostan tarafından “Osmanlı Deniz İmparatorluğu” başlığıyla kaleme alınmıştır. Makalede Osmanlıların uluslararası denizlerde Karadeniz’den Akdeniz’e ve Akdeniz’den Hint Denizlerine uzanan yolculuğu ana hatlarıyla incelenmiş, bir deniz imparatorluğuna dönüşümün gelişim, yükselme ve değişim dönemlerine dikkat çekilerek Osmanlı donanma tarihinin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Birinci Bölüm, “Gölcük Tersanesi ve Cumhuriyet Donanması” konusuna ayrılmıştır. Mehmet Korkmaz’ın “Gölcük Tersanesinin Kuruluşu”nu ele aldığı makalesi, yeni belgeler ışığında tersanenin kuruluşunun ilk dönemlerine açıklık getirmekte, başta Yavuz zırhlısı olmak üzere gemilerin bakımı için yeni havuz sisteminin kurulması, tersanenin donanma ana üssü haline gelmesi, Haliç tersanesinin taşınması gibi yeni tersanenin geçirdiği yüz yıllık dönemdeki gelişmelere temas etmektedir. Kağan Yüce, “Gölcük Tersanesinde Gemi İnşa Faaliyetleri” makalesi ile savaş gemilerinin onarımı ve 1935’ten itibaren denizaltılar başta olmak üzere gemi kızakları, çıkarma gemileri ve benzeri gemilerin inşası hakkında bilgi vermektedir. Gökhan Atmaca’nın “Cumhuriyet Donanmasının Oluşumu ve Gelişimi” konulu makalesinde ise Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren donanmanın gelişim süreci ele alınmış, kısa süren Bahriye Vekaleti dönemi ve sonrasında sayısı devamlı artan savaş gemileri ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde donanmanın gelişmesine dair pek çok konuya yer verilmiştir.
İkinci Bölümde, “Osmanlı Deniz Gücü, Deniz Hukuku ve Bahriye’nin Modernleşmesi” konuları bulunmaktadır. Murat Keçiş -Müjdat Namdar tarafından birlikte kaleme alınan “Batı Anadolu Türk Denizciliği ve Bizans Donanması” konulu makalede Türklerin Anadolu’ya geldikten sonra başlattıkları denizcilik faaliyetleri ve Bizans denizciliği ile karşılaşmaları incelenmekte, denizciliğin ikinci evresi olan Batı Anadolu Beylikleri zamanında deniz ticaretinde ve Bizans’a karşı mücadeleleri ele alınmaktadır. İlhami Danış’ın “18. Yüzyılda Karadeniz’de Osmanlı-Rus Deniz Politikaları” adlı makalesi birkaç yüzyıl süreyle iç deniz olarak Osmanlı hükümranlığında yaşayan Karadeniz’de bir süre için de olsa ilk defa görünen Rus donanmasıyla yaşanan çatışmalar ve sonunda Karadeniz’in bir müddet daha savaşsız bir sürece girmesinin nasıl gerçekleştiği ve Kırım Harbi’ne (1854) kadar savaş gemilerinin geçişinin engellenmesi konusu ele alınmıştır. Kahraman Şakul’un “III. Selim Devri’nde Osmanlı Donanması” konusunu incelediği makalesi, 1770’teki Çeşme Olayı sonrasında yenilenen donanmanın gelişen yapısı ile Fransa’nın başlattığı “Koalisyon Savaşları” sırasında Mısır’ın işgali üzerinden Akdeniz’de ortaya çıkan krizin çözümündeki rolünü ortaya koymaktadır. Dilara Dal’ın “Abdülaziz Döneminde Osmanlı Bahriyesinde Modernleşme Faaliyetleri” başlıklı araştırmasında 1827’deki Navarin Baskınından yarım yüzyıl sonra günün şartlarına uygun yenilenen Osmanlı donanmasının modernleşmesi ve diplomatik girişimlerdeki etkisi öne çıkarılmış, donanmanın Rusya, İngiltere ve Fransa donanmaları karşısındaki yetersizlikleri ele alınmıştır. Bu bölümde Osmanlı deniz gücüne paralel olarak 15. yüzyılın sonlarından itibaren Akdeniz’de geli ş en uluslararası deniz hukukunun ahitnamelerle düzenlenmesi konusuna Mustafa Ba ş kara’nın “Ahitnameler Işığında Osmanlı Deniz Hukuku” makalesi ile dikkat çekilmiştir.
Üçüncü Bölümde Osmanlılar döneminde “Tersaneler ve Gemi İnşa: Mekân, Teknoloji ve Üretim” ile ilgili bazı konular ele alınmıştır. Önce Süleyman Uygun’un “Buharlı Gemiler Çağında Marsilya Tersanelerinin Gelişimi ve Doğu Akdeniz Ticaretine Etkisi” başlıklı makalesine yer verilmiş, Osmanlı dışındaki bir Akdeniz ülkesinde donanma inşa teknolojisinin merkezi olarak Fransa’nın öne çıktığı zamanlarda Marsilya tersanesinin önemi ve etkin rolü vurgulanmıştır. Osmanlı taşra tersanelerinin gemi inşa faaliyetleri yanında gemi yapım sürecini etkileyen faktörlerle insan kaynakları hakkında ise Serdal Soyluer’in “Osmanlı Döneminde Muhrip Gemi İnşa Merkezi Olarak Bodrum Tersanesi”, Fatma Şimşek Touati’nin “Osmanlı Döneminde Antalya Bölgesinde Gemi İnşası”, İlhan Ekinci’nin “Osmanlı Dönemi Karadeniz Sahillerinde Gemi Yapım Sürecine Etki Eden Faktörler” ve M. Emre Kılıçaslan-Emel Kurt’un müştereken hazırladığı “Batı Karadeniz Bölgesinde Gemi İ nş a Sektörünün İnsan Kaynakları” konulu makaleleri farklı bakımlardan gemi yapımı konusunu ele almakta, farklı tersanelerdeki gemi inşasını, coğrafya ve doğal şartların gemi yapımına etkisi kadar gemi inşasının yönetimi konularını incelemekte, gemi yapımında çalışanları, gemi yapım esnafını ve gemici tayfasının problemlerini ele almaktadır.
Dördüncü Bölüm, Denizcilik Tarihi araştırmaları arasında önemli bir yeri olan “Denizyolu Ulaşımı, Ticaret ve Seyir Güvenliği” konularına ayrılmıştır. Coğrafi ve iklim şartlarının önemi hakkında Osman Özkan’ın “Yelkenliden Buharlıya Osmanlı Dönemi Denizyolu Ulaşımında Coğrafî Koşulların Etkisi” adlı makalesi ile Temel Öztürk’ün seyrüseferin vazgeçilmez yol göstericisi olarak “19. Yüzyılda Karadeniz Ticaretinin Güvenliği: Deniz Fenerleri ve Karantina Uygulamaları” konulu makalesi, gemilerin deniz yolculuklarının güvenli olması için coğrafya ve iklim yanında fenerlerin ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasına karşı gerekli bir tedbir olan karantinanın önemini vurgulamaktadır. Ticaret ve taşımacılık bakımından göllerde yaşanan faaliyetlere ve aynı zamanda gemi yapımcılığına dikkat çeken Orhan Kılıç “Osmanlı Döneminde Van Gölü’nde Gemi Yapımı ve Taşımacılık Faaliyetleri” konusunu Van gölü üzerinden örnekle sunmakta, Derya Deniz Yılmaz da “Seferlerde Nehirler Üzerine Kurulan Askerî Köprüler” meselesini bilhassa Tuna nehri ve kolları bölgesindeki seferlerde ihtiyaç duyulan geçici tombaz gemilerden yapılan köprüleri incelemektedir. Bu araştırmalar, sadece denizlerin değil göllerin ve nehirlerin tarihinin de denizcilik konuları arasındaki önemini göstermektedir. Ayrıca iki deniz arasında olduğu kadar nehir- deniz ve göl-deniz arasındaki münakaleyi sağlamak için sonradan açılan su kanalları konusunun Osmanlılar döneminde 16. yüzyıldan itibaren ilgi çektiğini Hakkı Lermioğlu’nun “Nehirler, Göller ve Denizler Arasında Osmanlı Kanal Projeleri” başlıklı makalesinden takip etmek mümkün olmaktadır.
Yorumlar
İlk Yorumu Ekle