Tag Archives: Everest Yayınları

Açık Deniz Kenarında

2 Oca

Yazar: August Strindberg

Çevirmen: Behçet Necatigil

Everest Yayınları

235 Sayfa

ISBN: 9789752895652

Boyut: 13.5 x 19.5

Karton Kapak

2016

(görsel ve bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Açık Deniz Kenarında İsveçli büyük yazar August Strindberg’in en önemli, en sıra dışı eserlerinden biridir. Romanın başkarakteri, entelektüel, içe dönük ve aykırı kişilik Borg, küçümsediği burjuva hayatını geride bırakıp devlet göreviyle bir süreliğine kuzeyde bir balıkçı kasabasına yerleşir. Gelgelelim engin bilgi birikimine rağmen ancak toplumla arasına set çekerek koruyabildiği içsel dengesi, genç bir kadının tutuşturduğu tutkuyla iyiden iyiye bozulur. Gün geçtikçe cinnet boyutuna varan bu karmaşık arzu, Borg’la yöre halkı arasındaki derin yabancılaşmayla kesişince, insan ruhunun en kuytularında gezinen roman, dolu dizgin trajik bir sona doğru ilerler.

İsveç’in olağanüstü Baltık Denizi’nin de adeta bir roman karakteri niteliği kazandığı Açık Deniz Kenarında birey ile toplum, doğa ile kültür arasındaki yüzyıllardır süregiden karşıtlığı Nietzsche’ye özgü bir felsefi derinlikle ele alır.

Bu unutulmaz “deniz senfonisi”ni çekici kılan bir başka unsur ise, çevirmeninin şiirin ve Türkçe’nin büyük ustası Behçet Necatigil olmasıdır elbette.

Levant – Akdeniz’de İhtişam Ve Felaketler

2 Oca

Yazar: Philip Mansel

Çevirmen: Nigar Alemdar

Everest Yayınları

ISBN: 9789752899322

638 Sayfa

Boyut: 13.5 x 19.5

Karton Kapak

2011

(görsel ve bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Güneşin doğduğu topraklardan, batıya açılan üç pencere; Smyrna (İzmir), İskenderiye ve Beyrut…

Philip Mansel, Levant’ta Doğu ve Batı’nın tarih boyunca süren diyalog ve çatışmalarını barındıran bu şehirlerin bir panoramasını sunuyor. Bu üç şehir, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki en etkili iletişim noktalarıydı. Farklı kültürlerin, dinlerin ve ulusların birlikte yaşayabildikleri, neredeyse devlet politikalarından bağımsız kendi kadim karakterlerini dayatan şehirlerdi. Sakinleri de, tıpkı yaşadıkları şehir gibi kendilerine farklı kimlikler ve diller seçebiliyor, hatta ortak yaşamlarını bir adım ileri taşıyarak ortak bir dil, “lingua franca”, icat edebiliyorlardı. Fakat başta kozmopolit karakteri olmak üzere, özgürlük çağrıştıran bu meziyetlerinin yanı sıra, felaketler de Levant’ın yakasını bırakmıyordu. Smyrna büyük yangınla, İskenderiye modernlik ve gelenekler arasında sıkışmışlığıyla, Beyrut ise iç savaşla tanıştı.

Konstantiniyye’nin yazarı Mansel, en ufak ayrıntıyı bile atlamadan, titizlikle işlediği bu tarihsel anlatıda, sadece şehirlerin tarafını tutarak, hikâyeyi bir de onların dilinden dinlememizi sağlıyor. Çünkü Doğu ile Batı’ya ev sahipliği yapmış bu şehirlerin “birlikte yaşamak üzerine” anlatacak çok hikâyesi var.

“Philip Mansel’in Levant: Akdeniz’de İhtişam ve Felaketler kitabıyla okur ‘birlikte yaşamanın iksirini’ bulan Levanten şehirlerinde dolaşıp ‘Cennet nasıl cehenneme döndü?’ sorusuna yanıt arıyor. Philip Mansel, ‘karşıtların birleşimi’yle oluşan ‘Levant’ta ayrışmaların nasıl, hangi nedenlerle baş gösterdiğini çarpıcı analizlerle aktarıyor.” – Figen Ünal Şen, Vatan Kitap

 

Bir Akdeniz Üçlemesi – Mayi Kıta – 2. Kitap – Venedik

2 Oca

Yazar: Nicholas Woodsworth

Çevirmen: Başak Güntekin

Everest Yayınları

208 Sayfa

ISBN: 9786051415536

Boyut: 11.0 x 18.0

Karton Kapak

2012

(görsel ve bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Nicholas Woodsworth’ün Akdeniz Üçlemesi farklı bir “şehir rehberi” vaat ediyor: Şehrin geçmişini, gündelik hayatın akıp giden temposunda arayan bir seyyahın gezi notları, bakıp geçenden ziyade, durup içine çeken bir anlatım…

Akdeniz gezimiz İskenderiye’yle başladı, ikinci durağımız ise Venedik. Fakat önce rotamız gereği uğranacak yol üstü durakları var: Akaba Körfezi üzerinden Şam, Halep ve Lazkiye, daha sonraysa İskenderun, Ankara ve İzmir. Suriye’deki gerginlik gelecekteki çatışmaların sinyallerini verirken, Türkiye’de ise gündem belediye seçimleri…

Nicholas Woodsworth, aslında bir sonraki durağı olarak planladığı İstanbul’u sona saklıyor ve Türkiye’den ayrılıp eşiyle birlikte “romantik” Venedik’e varıyor. İlk kitaptan biliyoruz ki, yine kendisine sunulanla yetinmeyecek, maskenin ardındakini görmek isteyecek. Saatler süren müze kuyruklarından çıkarak, şehri saran kanallarda Venedikli gibi gezinmenin bir yolunu bulacak. Biz de onun peşinden şehrin labirentimsi sokaklarına dalacak, geçmişin peşine düşüp arşivlerde kaybolacak ve bir süreliğine de olsa bu görkemli şehrin sakinlerinden biri olacağız.

Mayi Kıta, Bir Akdeniz Üçlemesi’inde sonraki istikamet, heyecanla beklenen; Şehr-i İstanbul…

Yaşlı Denizci

28 May

Yazar: Samuel Taylor Coleridge

Çevirmen: Oğuz Baykara

Everest Yayınları

145 Sayfa

ISBN: 9786051851457

Boyut: 13.5 x 19.5

Sert Kapak

2017

(görsel ve bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Samuel Taylor Coleridge, Yaşlı Denizci adlı ölümsüz epik şiirinde, okyanuslara yıllarını vermiş ihtiyar bir deniz kurdunun başından geçen serüvenleri anlatır.

Şiir, Yaşlı Denizci’nin, düğüne gitmekte olan bir adamı sokakta zorla durdurmasıyla açılır. Yaşlı Denizci keskin bakışlarıyla adamı adeta hipnotize ettikten sonra hikâyesini anlatmaya başlar. Limanı terk ettikten bir süre sonra yakalandıkları fırtınadan kurtulmak için mücadele ederken Güney Kutbuna doğru savrulmuşlar ve buzlarla kaplı sisli, tehlikeli bir sahaya girmişlerdir. Tam o sırada güvertenin üstünde sevimli bir albatros belirmiş, günlerce sisler içinde onlara yol gösterip emin bir yere çıkmalarını sağlamıştır. Ancak Yaşlı Denizci bu iyiliğe karşı albatrosu okla öldürmüştür.

Bu olaydan sonra hem Yaşlı Denizci, hem mürettebat, hem de gemi artık lanetlenmiştir. Kısa süre sonra rüzgâr kesilir, hava dayanılmaz derecede ısınır. İçecek bir damla su kalmaz ve herkes Yaşlı Denizci’yi bu kötü gidişattan sorumlu tutar ve albatrosun ölüsünü onun boynuna asarlar. Şiir nefes kesen bir hızla Yaşlı Denizci’nin serüvenini aktarmaya devam eder.

Kitabın her sayfasında Gustave Doré’nin bu şiir için çizdiği zengin ve ayrıntılı gravürler yer almaktadır. Şiiri Türkçenin en doğal sadâsıyla dilimize kazandıran Oğuz Baykara uzun epik şiir çevirisindeki yeteneğini Samuel Taylor Coleridge’in Yaşlı Denizci’si ile bir kez daha kanıtlıyor. Her bir heceyi kuyumcu duyarlılığı ile işleyen Baykara, İngilizce bir başyapıtı Türkçede tekrar bir şaheser olarak yeniden inşa ediyor.

Kayıpköy’den Masallar

6 Haz

Kayıpköy'den Masallar

Yazar: Haydar Karabey

Everest Yayınları

172 Sayfa

ISBN: 9786051850146

Boyut: 13.5 x 19.5

2016

(görsel: finalpazarlama.com, bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Haydar Karabey’den Akdeniz kıyılarının güzel insanlarının öyküleri…

Şehircilik, kentsel tasarım, kentsel bellek, mimarlık, turizm, eğitim konularında 50 yıldır düşünce üreten, projeler geliştiren mimar, akademisyen Karabey; Kuzey Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan, muhteşem Anadolu kıyılarındaki turistikleşmemiş minik köylerin, Gümüşlük, Bodrum, Datça, Kos, Marmaris, Dalyan, Göcek, Kalkan, Meis, Kekova, Demre’nin KAYIPKÖY’lülerinin tuhaf öykülerini bir araya getirdi.

Bu öyküler, kapalı bir toplum yapısı içinde yaşamlarını mutlu sakin sürdüren ama kimi zaman da yalnızlıktan, sıkıntıdan neredeyse çıldıran insanları anlatıyor. Kapalı dünyaları durgun, dingin ve biteviye gibi görünebilir. Buna karşılık yapacak çok işleri vardır veya belki de çok işleri varmış gibi yaparlar. Konuşacak konu yoksa dedikodu üretir, işleri olmadığı zaman başlarına iş açarlar. 1980 sonrasında, yaklaşık bir otuz yıl kayıp köylerde dingin, onurlu ve dayanışmacı yaşamların ‘dışarıdan’ gelenlerin etkileriyle para,  rekabet, hırs ile darmadağın olduğunu izledim. Artık bu güzel insanlar (sayemizde) sonsuza dek sahneden çekildiler.
Bu tuhaf öyküleri, o güzel ve kayıp yerlerin, kayıp güzel insanlarına adıyorum.

Haydar Karabey (Arka Kapak)