Arşiv | Mimarlık RSS feed for this section

Kız Kulesi

23 Nis

kız kulesiYazar: Tuncer Baykara

Türk Tarih Kurumu Yayınları

191 Sayfa

ISBN: 975-16-1715-4

Boyut: 15.5 x 23.6

Karton Kapak – 1. Hamur

2004

Açıklama:

GİRİŞ

İstanbul’un en güzel köşelerinden birisi, Boğaz ve Boğaz’ın en dikkati çeken yerlerinden birisi, Üsküdar açıklarındaki Kız Kulesi’dir. Denizin ortasında zarif bir manzaraya sahip bu Kule, güzelliği ile gözlerde, ilgi çekici efsanesi ile kulaklarda hoş bir hatıra bırakır. Adını, vaktiyle buraya kapatılan bir kızdan aldığına inanılır, üzerinde fazla düşünülmeden, Boğaz’ın bir başka güzelliğine dalınır.

Yaz mevsiminin denizle iç içe geçen günlerinde, Akdeniz kıyılarında, Silifke ile Mersin açıklarında denizin ortasında bir kale dikkati çeker. Bu kalenin adı Kız Kalesi’dir; hemen ilgilenir ve yöredekilerin onunla ilgili olarak anlattıkları efsaneye kulak veririz. İstanbul’daki ile benzerlik gösteren bu efsanenin üzerinde de fazla durmadan kulağımıza radyodan bir türkü çalınır: “Afyon’un içinde vardır kalesi”. Türkülerde “kale”lerden çok olarak söz edildiğinden üzerinde durulmaz; fakat hemen ardından bakarız ki “kalesinde Kızlar Kulesi” de varmış.

Bazen çok uzaklardan bazı hatıralar bize kadar ulaşır. Macaristan’dan gelenler, Budapeşte’de, Tuna ortasındaki adalardan birisinin Kız-Adası diye anıldığını söylerler. Hemen ardından bir yeniçerinin aşk hikayesini de ekleyerek adın veriliş sebebini söylemeye çalışırlar.

Seyyahlar, Evliya Çelebi’den başlayıp, yakın dönemlerin Avrupalarına, ünlü tarihçilerden (M.Michaud) ünlü askerlere (Von der Goltz) kadar, yüzyıllardır gezip gördükleri yerlerdeki Kız Kulelerinden söz ederler. Onlar çok farklı yörelerde (Dimetoka’dan Efesos, İznik veya Alaiye) bu ismi taşıyan yerleri görmüşlerdir. Böylesine isimler kimisinin zihnini de kurcalamış, kendilerince sebep bulmaya çalışmışlardır (J. Dallaway, J. Morier). Bugün iki örneğini pek çok insanın kesinlikle bildiği bu adları çoğaltmak mümkündür. O zaman akla, bu adlar takılıverir ve kimi zaman da hangi gerçeği yansıtmış olabileceğini de düşündürür.

Gerçi, konu, daha önceden başkalarının da dikkatini çekmiştir. Nitekim, Türk folkloru ve inanışlarıyla ilgili çalışmaları olan F.W. Hasluck tarafından ele alınmıştır. Ancak o, ilmi esaslara uymuş olmakla birlikte, bazı hususlarda peşin hükümden kurtulamamışa benziyor. Bu arada Hasluck için önemli olan, bir yerin kız kulesi adını taşımasından çok, orada bazı efsanelerin oluşmasıdır. Bu yüzden olsa gerek, mesela seyyah A. Choisy’de Çavdarhisar harabelerine Kızlar Sarayı dendiğinden bahis yoksa da, Hasluck, efsanesinden söz ettiğinden, dolayısıyla bu intiba hasıl olmaktadır. Yoksa bizzat kendisi mi duydu, bunu belirtmiyor.

Hasluck’ın makalesinin özetini, inceleme kısmında ayrıca vereceğimiz için, şimdilik bu kadarla yetiniyoruz.

Bilindiği gibi, bütün insanlarda, kızlarla ilgili efsaneler çoktur. Bu arada, Yunan dünyasının ünlü efsanevi bilgisi Amazonlar gibi, öteki kayıtlar akla gelebilir. Bütün bunlar da göz önüne alınarak, sözünü edeceğimiz bunca ismin taşıdığı gerçeği çözümlemek gerekmektedir. Ancak hemen belirtelim ki, bunun için esas olarak efsaneler alınıp yorumlara gidilmeyecektir. Bunun sebepleri de ileride görülecektir.

İsimler, tarihin bir hayli derinliklerinden devam edip gelmektedir. Çok daha eskilere gitmiş olması muhtemel olmakla birlikte, XV. yüzyıldan bu yana, Anadolu sahasında bu isimleri kesinlikle tesbit edebiliyoruz. Fakat asıl büyük çoğunluğu, halen yaşamaya devam eden isimlerdir.

Pek muhtemel olarak günümüzde kaybolanları da hesaba katarsak bu adlar, genellikle unutulmaya başlamıştır. İşte bugün hiç olmazsa önemli bir kısmını tesbit ettiğimiz bu isimleri ve özelliklerini inceliyerek bir hüküm vermek imkanımız olabilir.

Kız kulesi adı Türkçe olduğuna göre, Türkleri ilgilendirdiği muhakkaktır. Ancak bu gerçeğe,  daha başka unsurların etkisini araştırmak da olağandır. Bu unsurlar, efsaneler başta olmak üzere hemen her hususta göz önüne alınacaktır.

Konu ile ilgili olarak öncelikle, bu adı taşıyan yerlerin bilinmesi gerekmektedir. Bu adı taşıyan yerlerin, bilinen özellikleri ile bir kütüğü, ilk yapılacak iş olmalıdır. Bunun için, kaynaklarımız, kısmen yukarıda da belirttiğimiz gibi, tarihi kaynaklar, seyahatnameler, tahrir defterleri, gazeteler ve özellikle sözlü bilgilerdir. Kayıtlar çoğunlukla sadece bir isim olarak geçmekle birlikte, sonraki araştırıcılar için önemli bir hareket noktası oluşturabileceklerdir. Bu sebeple bilgi ve örnek olabilme imkanına göre, kız-kuleleri hakkındaki bilgiler farklı olabiliyor.

Kız-kulesi yer isimlerinin bilinmesinden sonradır ki, bu isimlerin ifade etmek istediği mana veya yansıttığı gerçeğin aranıp belirlenmesine çalışılacaktır. Burada tek bir kız-kulesi değil, kız-kule veya kaleleri söz konusu edilecektir.

İçindekiler:

ÖNSÖZ VII

GİRİŞ 1

1.BÖLÜM: KIZ KALE VE KULELERİNİN KÜTÜĞÜ 4

A. Deniz, Göl Veya Nehirlerdeki Adacıkların Üzerinde Bulunanlar 4

B. Kale Veya Şehir Tahkimatının Bir Parçası Olan Kız Kuleleri 16

C. Yalçın Bir Tepede Veya Düz Bir Alandaki Yüksek Ve Yekpare Kız Kuleleri 30

II. BÖLÜM : KIZ İLE İLGİLİ ÖTEKİ KAYITLAR 58

A. Kız-lar Sarayları 59

B. Kız Adlı İskan Yerleri ve Adları 62

C. Kız Taşı 63

Ç. Kız Geçitleri 66

D. Kızla İlgili Öteki Hususlar 70

E. Doğunun Ünlü Kadınları 74

III. BÖLÜM : İNCELEME 78

A. Neden Kız Kulesi 78

  1. Kaynaklardaki Bilgilere Genel Bakış 78
  2. Amazonlar ve Öteki Kadınlar Ülkesi Rivayetleri 81
  3. XIV. ve XV. Yüzyıl Bilgileri 83

B. Kız Kulesi Adı 89

  1. Adın Tarihi (=Eskiliği) 89
  2. Adın Özelliği 90
  3. Adın Kökeni 92

C. Kız Kulelerinin Yerleri 96

  1. Dünya Üzerinde Yerleri 96
  2. Yakın Coğrafyaları 97
  3. Kız Kulesi’nin Yapı Mimari Olarak Özellikleri 98
  4. Yapılış Tarihleri 100

D. Öteki Meseleler 104

E. Genel Sonuçlar 108

BİBLİYOGRAFYA 121

EKLER 127

COĞRAFİ ADLAR DİZİNİ 169

RESİMLER 175

Osmanlı İstanbul’unun İlk Yapıları – Hisarlar Ve Mahalleleri

11 Haz

hisarlar ve mahalleleri

Yazar: Süleyman Faruk Göncüoğlu

Türkiye Turing Ve Otomobil Kurumu Yayınları

344 Sayfa

ISBN: 978-975-7641-51-3

Boyut: 16.1 x 24.0

Karton Kapak – Kuşe Kağıt

2016

Açıklama:

ÖNSÖZ

Miladi 1390 itibari ile İstanbul’un Anadolu kıyıları tamamen Türk kuvvetlerinin denetimi altına girmiş, akabinde inşa edilen Anadoluhisarı üzerinden fethin ilk provaları başlamıştır. Takvimler, 1452 senesini gösterdiğinde ise 30.000 m2’lik alan üzerinde dört ay gibi kısa bir sürede inşa edilen Rumelihisarı artık fethin habercisidir.

Boğaziçi’nde karşılıklı yer alan iki hisar, Osmanlı İstanbul’unun en eski yapıları olup ilk Türk mahalleleriyle, askeri başarı kadar sosyal ve iktisadi yapılanmasıyla Türk-İslam Medeniyeti’nin İstanbul’daki inkişafinın başlangıç noktaları olmuştur.

Anadoluhisarı ve Rumelihisarı Osmanlı İstanbul’unun en eski yerleşim yerleri olma hususiyetini bünyelerinde barındırmalarına rağmen maalesef buradaki semtler içerisinde ikamet edenler başta olmak üzere İstanbullular için aidiyet ve sahiplenme duygusunu kazandıracak yazılı eser sayısı bir elin parmaklarını bile geçmemektedir. Her iki kadim hisar hakkında yazılan ilk eserlerden olan ve ilk baskısı 1941 yılında yayımlanan Albert Gabriel’in İstanbul Türk Kaleleri adlı, Tercüman’ın 1001Temel Eser serisi içerisinde Türkçesi de yayımlanan kitap elimizdeki en baş kaynağı teşkil etmektedir. Rumelihisarı’nın 1955-1957 tarihleri arasında gerçekleştirilen onarımı aşamasında görev alan Cahide Tamer’in, yapılan onarımlar ile ilgili aktardığı ve Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından 2001 tarihinde yayınlanmış olan kitap, son restorasyonu hakkında bilgi kaynağımız olmaktadır. Elinizdeki bu çalışma, İhsan Kesedar’ın “Rumelihisarı” adlı eserinin ardından Anadolu ve Rumelihisarları ile Mahallelerini ele alan ilk müstakil kitap çalışmasını oluşturmaktadır.

Şu gerçek unutulmamalıdır ki, İstanbul tarihi konusunda söylenecek söz, araştırılacak belge ve yazılacak o kadar çok metin var ki, içerisine girdikçe anlaşılmaktadır. Kolay değil üç büyük medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapmış şehirden bahsetmekteyiz dünya tarihinde, onsuz bahsedilemeyen. Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) hadis-i şerifi ile önemine binaen İslam orduların kızıl elması olması gibi pek çok tarihi ve kültürel değerleri bünyesinde barındıran ilahi dinlere ev sahipliği yapan şehir olan İstanbul hakkında yazılan kitapların hiçbiri son söz değildir. Gün yüzüne çıkan her belge ve bilgi yeni yazılara ve kitaplara yelken açtırmaktadır.

Elinizdeki bu çalışma, yeni araştırmacılara ve İstanbul sevdalılarına derli toplu bir kaynak oluşturma niyetiyle hazırlanmış, zihnimizdeki bilgileri kağıda dökerek sizlerle paylaşmaktan öte bir şey hedeflenmemiştir. Her yönü ve her şeyi ile bu kadim şehrin bize ait olduğunu ve bizlerin de bu şehri gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktaracak emanetçiler olduğumuzu unutmamamız gerektiği düşüncesiyle…
Süleyman Faruk GÖNCÜOĞLU – Rumelihisarı Mayıs 2015

İçindekiler:

TAKDİM 9

ÖNSÖZ 11

I. BÖLÜM ANADOLUHİSARI

-Anadoluhisarı 34

-Anadoluhisarı Camii 52

-Sinaneddin Yusuf Efendi (Muhaşşi) Camii 57

-Otağtepe Namazgâhı 59

-Anadoluhisarı Namazgâhı 62

-Anadoluhisarı Hamamı 62

-Semtin Sıbyan Mektepleri 63

-Anadoluhisarı Nişan Taşları 65

-Anadoluhisarı Şark İdman Yurdu’ndan Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi’ne 68

-İdman Yurdu’nun Kurucuları ve İlk Yönetim Kurulu Üyeleri 75

-Anadoluhisarı’nın Ayrılmaz İkilisi: Küçüksu ve Göksu 76

-Osmanlı Dönemine Değin Göksu 78

-16. ve 17. Yüzyıllarda Göksu 79

-Göksu Deresi 85

-18. 19. ve 20. Yüzyıllarda Göksu 85

-Göksu ve Küçüksu’da Bulunan Tarihi Eserler 93

-Küçüksu Kasrı 93

-Küçüksu (Mihrişah Sultan) Çeşmesi 102

-Küçüksu Camii 106

-Değirmen Mescidi (Göksu Peksimetçi Salih Ağa Camii) 109

-Hacı Zihni Güner Camii 112

-Küçüksu Karakolu 112

-Benlizade Ahmed Raşid Efendi Çeşmesi 113

-Anadoluhisarı Telgrafhanesi 116

-Beykoz’da İlk Plaj; Küçüksu Plajı 117

-Göksu ve Küçüksu ile Özdeşleşen Osmanlı Padişahları 119

-Şiir ve Şarkılarda Göksu-Küçüksu 124

-Anadoluhisarı Tarihinde Önemli Şahsiyetlerden Bazıları 128

-Anadoluhisarı Semtinin Başlıca Yalıları 134

-Sevda Tepesi 144

-Dipnotlar 165

-Kaynakça 169

II. BÖLÜM RUMELİHİSARI

-Rumelihisarı 175

-Bir Boğazkesen Olarak Rumelihisarı 200

-Evliya Çelebi ve Diğer Seyyahlarda Rumelihisarı 204

-Boğazkesen (Rumelihisarı) Mescidi 231

-Ebu’l-Feth, Fetih, Fatih Camii, Kaleiçi Camii 231

-Rumelihisarı, Sultan Abdülaziz ve Ahmed Vefik Paşa 250

-Rumelihisarı (Kayalar) Mezarlığı 251

-İstanbul ve Boğaziçi’nin İlk Türk Şehitliği 255

-Boğaziçi’nde Bilinen İlk Türkçe Kitabe Rumelihisarı Burcundadır 262

-Allah Dostlarının Gezinti Yeri Rumelihisarı 270

-Durmuş Dede ve Tekkesi 270

-Pir-i Yetmiş Kuruş Dede 270

-Duâ Tepe’den Doğa Tepe’ye 272

-Rumelihisarı Mahallesi 276

-Semtin Kadim Mescid, Camii ve Diğer Kültür Varlıkları Mirasımız ile Alakalı Kısa Bilgiler 284

-Bugünün Rumelihisarı Hakkında Birkaç Söz 322

-Dipnotlar 338

-Kaynakça 342

Kayıpköy’den Masallar

6 Haz

Kayıpköy'den Masallar

Yazar: Haydar Karabey

Everest Yayınları

172 Sayfa

ISBN: 9786051850146

Boyut: 13.5 x 19.5

2016

(görsel: finalpazarlama.com, bilgi: everestyayinlari.com)

Açıklama:

Haydar Karabey’den Akdeniz kıyılarının güzel insanlarının öyküleri…

Şehircilik, kentsel tasarım, kentsel bellek, mimarlık, turizm, eğitim konularında 50 yıldır düşünce üreten, projeler geliştiren mimar, akademisyen Karabey; Kuzey Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan, muhteşem Anadolu kıyılarındaki turistikleşmemiş minik köylerin, Gümüşlük, Bodrum, Datça, Kos, Marmaris, Dalyan, Göcek, Kalkan, Meis, Kekova, Demre’nin KAYIPKÖY’lülerinin tuhaf öykülerini bir araya getirdi.

Bu öyküler, kapalı bir toplum yapısı içinde yaşamlarını mutlu sakin sürdüren ama kimi zaman da yalnızlıktan, sıkıntıdan neredeyse çıldıran insanları anlatıyor. Kapalı dünyaları durgun, dingin ve biteviye gibi görünebilir. Buna karşılık yapacak çok işleri vardır veya belki de çok işleri varmış gibi yaparlar. Konuşacak konu yoksa dedikodu üretir, işleri olmadığı zaman başlarına iş açarlar. 1980 sonrasında, yaklaşık bir otuz yıl kayıp köylerde dingin, onurlu ve dayanışmacı yaşamların ‘dışarıdan’ gelenlerin etkileriyle para,  rekabet, hırs ile darmadağın olduğunu izledim. Artık bu güzel insanlar (sayemizde) sonsuza dek sahneden çekildiler.
Bu tuhaf öyküleri, o güzel ve kayıp yerlerin, kayıp güzel insanlarına adıyorum.

Haydar Karabey (Arka Kapak)

 

Kıyı Mühendisliği

13 Ara

kıyı mühendisliğiYazarlar: Yalçın Yüksel, Esin Özkan Çevik

Beta Yayınları

732 Sayfa

ISBN: 9789752959972

Boyut: 19.5 x 25.5

Kuşe Kapak

2009

(görsel ve bilgi: betayayincilik.com)

Açıklama:

Kıyı mühendisliği kıyı bölgelerindeki hava, deniz ve kara ilişkilerini insanlığın yararı ve doğal kıyı kaynaklarının değerlerinin artırılmasına yönelik çalışmaların planlanma, tasarım ve yapım süreçleriyle ilgilenen inşaat mühendisliğinin bir dalıdır. Özellikle II. Dünya savaşından sonra kıyı mühendisliği hızla gelişen bir bilim dalı olarak, çeşitli çevresel etkenler altında çok karmaşık hidrodinamik, morfolojik davranışları çözümlemek amacıyla ortaya çıkmıştır. On bölümden meydana gelen bu kitapta öncelikle kıyı alanlarına yönelik temel tanımlar ve ilkeler ile kıyı alanlarındaki en önemli çevresel etken olan dalga ve akıntı mekaniği, bunların oluşum mekanizmaları dolayısıyla bu etkenlerin büyüklük ve iklimlerinin nasıl belirleneceği sunulmuştur. Bu etkenler altında kıyı alanlarının morfolojik davranışı tanımlanmıştır. Bu tanımların ışığı altında kıyı ve deniz yapılarının tasarım ilkeleri verilmiştir. Ayrıca deniz ve kıyı alanlarında veri toplama ve değerlendirme teknikleri anlatılmıştır. Kıyı mühendisliğindeki problemlerinin karmaşık yapısına son yıllarda bilgisayar destekli çözüm getirmeyi sağlayan modelleme yöntemleri verilmiştir. Son bölümde ise sürdürülebilir kıyı alanı yönetimine yönelik kavramlar özetlenmiştir. Kıyı mühendisliği kitabı bu kapsamı ile temel olarak inşaat mühendisleri, işbirliğine ihtiyaç duyduğu diğer displinler olan çevre, jeoloji, jeofizik, geomatik, gemi mühendisleri ile plancılar ve yöneticilerin bir başvuru kaynağını oluşturmaktadır. İçeriği ile gerek lisans gerekse lisansüstü eğitiminde, konuya ilişkin akademisyenlere ve tasarımcı mühendislere yönelik bir referans oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu kitap kıyı mühendisliğine ilişkin temel bilgileri esas alması nedeniyle “Deniz Mühendisliği Serisi” nin ilk cildini oluşturmaktadır.

Kuşadası Rant Politikaları Ve Liman (İmar Plan Değişiklikleri, Uydukent, Liman’da Egeports İşgali ve Kentsel Dönüşüm)

22 Tem

d9d1b02f-f30c-44e0-aa38-0718fa0155fa.dr.com.tr

Yazarlar: M. Bülent Tokuçoğlu, Şenol Eskin

Kalkedon Yayıncılık

257 Sayfa

ISBN: 9786054979097

Boyut: 16.0 x 24.0

2.Hamur

2014

(görsel: …, bilgi: kabalcı.com.tr, idefix.com, dr.com.tr)

Açıklama:

“İmar yolsuzluklarında, rant paylaşımlarında ‘idarenin devamlılığı’ esas ilkesi artık kanıksanmış durumda. İktidarlar; imar planlarına aykırı, mahkeme kararlarını çiğnemek pahasına ‘yanlışta ısrar’ ediyorlar. Kuşadası’nın beton ve şantiye kenti kimliğine son vermiyor; turizm, kültür ve sanat kimliği üzerine planlamalar yapmıyorlar.

Her yönetim bir öncekini aratırcasına rant planları hazırlıyor. Rant dağıtım mekanizmalarını ele geçirene kadar ‘kamucu, plancı’ gibi davranıyorlar.

Yönetimi ele geçirdikten sonra ‘plancı değil pilavcı’ oluyorlar.

Ama biliyoruz ki; başka bir Kuşadası mümkün.

Kentin sakini değil sahibi olmak için; durmak yok, mücadeleye devam.” (Tanıtım Bülteninden)

İstanbul’daki Kaptan-ı Derya Çeşmeleri Ve Sebilleri

15 Tem

kaptani-derya-barbaros-hayrettin-pasa

 

Yazar: Engin Özdeniz

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kültür Yayınları – Sanat Eserleri Dizisi

514 Sayfa

ISBN: 9754090420

Boyut: 24.5 x 34.0

Karton Kapak – Kitap Kağıdı

1995

(görsel: img.seosta.net, bilgi: kitapyurdu.com)

Antikçağ’da Et Ve Balık Pazarları

22 May

et_balik

Yazar: Mükerrem (Usman) Anabolu

Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü

34 Sayfa

ISBN:  9799758070748

2003

(görsel: turkinst.org, bilgi: turkinst.org, pandora.com.tr)

Açıklama: 

‘…Pazar yerleri hep kalabalık, canlı, hareketli, renkli ve ilgi çekici yerlerdir. İnsanların yaşam kavgalarını güzel bir şekilde yansıtırlar. Daha çok Yunan kültürünün egemen olduğu Doğu Akdeniz ve İtalya’nın Büyük Yunanistan (Magna Graecis) kısmında Helenistik Dönem, İtalya’nın daha kuzey taraflarında Roma Cumhuriyet Dönemi ile Akdeniz çevresi ülkelerinin tümünde ve Roma İmparatorluk Döneminde bu böyledir. Kitabımız, belli bir özelliği olmayan pazar yerinin (Nundi-num) amaca uygun olarak özel bir şekilde inşa edilmiş Et ve Balık Pazarı’na (Yunanca Makellon, Latince Macellum) dönüşümün öyküsüdür…”

İçindekiler: 

-Antik Dönem Küçük Asya Kentlerindeki Et ve Balık Pazarları: Makellon veya Macellum’lar

-Resimler