Arşiv | Ekim, 2017

Gelin Dalalım

28 Eki

Yazar: Mahmut Suner

129 Sayfa

Boyut: 16.7 x 23. 1

Karton Kapak – 1. Hamur

Açıklama:

İnsan denizden bir parçadır ve bu olguyu damarlarındaki tuzlu kan, kemiklerindeki kireç pekiştirmektedir. İnsanoğlunu karadaki yaşamıyla ilgili zorunluluklarından sıyırıp ona yeniden doğuşu vaadeden deniz, insanoğlunun karşısında, zorlayıcı, vahşi ve araştırma arzusu uyandıran özellikleriyle de hâlâ esrarengiz bir belde olarak durmaktadır. Yeşil ve mavilerin sessizliğinde yerçekimi kanununa karşı gelebileceğiniz ve oynayabileceğiniz haşinliklerden uzak, yumuşacık bir masal beldesi. Ancak, bu beldeyi keşfetmek için bir rehbere gereksinmeniz var. GELİN DALALIM.

Bu yeni maceraya başlarken istek ve hayalinizin çatışacağı, sağ duyu, akıl ve beceri, rehberiniz ve koruyucularınızdır… Daha derini keşfetmek isteği sizi yönlendirecek ve tecrübeyle, bilinmeyenin yarattığı korkular kaybolacaktır. Bu harika su dünyası sadece iyi hazırlanmış olanlara açıktır. Deniz, bilgisizliğe ve hatalara karşı affedici değildir.

Bu kitap sizin güvenlik klavuzunuzdur. Dikkatlice okunmalıdır… Burada tanımlanan hareketler derin olmayan, sakin bir suda korku ve panik duyguları giderilinceye kadar çalışılarak iyice öğrenilmelidir.

Donatımınızı tanımanız ve nasıl kullanılacağını bilmeniz, kendinize olan güveninizi geliştirecek ve üç bir yanı deniz olan memleketimizde keşiflere başlamak için size özgürlük duygusu kazandıracaktır. Bu güven ve geliştirdiğiniz ustalıkla dalış pasaportunuz hazırdır. Donatımınızı takın ve insanın bir kaç yaşam boyu keşfedip sınıflandıramayacağı, olağandışı, çok renkli yaşantıya kendinizi hazırlayın…

Bu kitabın hazırlanışı 20 yıllık dalış hayatımın son dört senesini içermektedir. Kitap bu hale gelene kadar bana tecrübe ve bilgisiyle yardımcı olan ve bu satırlarda isimleri yer almamış arkadaşlar olabilir. Beni bağışlasınlar… 20 yıl önce merak ve korku dolu da olsa beni hep gizlice destekleyen babam Necat SUNER’e, çeşitli denizlerdeki sualtı çalışmalarımda bana sabırla modellik yapan dalış eşim Ninon ve bizim bu uğraşımızda bize anlayışla katılan Carina ve Kerem’e, Sayın Dr. Herve GİZ’e, Sayın Yüksel EĞDEMİR’e, Yalıkavaklı Sabri Kaptan’a, Nesrin GÖKBAYRAK’a, Hasan ONUKER’e, Sacit ERÇEL, Allan BRUCE, Don FRAY ve son olarak da Cem Ofset personeline gösterdikleri başarılı çalışmalar için teşekkür ederim. İyi Dalışlar… M.M.SUNER

İçindekiler:

-Önsöz 7

-Dalmanın tarihçesi 8-9

-Scuba 31-41

-Balık adam ve ortamı (Sualtı fiziği ve fizyolojisi) 42-61

-Derinlik ve sınırları 63-73

-Sualtı canlıları 75-82

-Tehlikeli deniz yaratıkları ve alınacak tedbirler 82-85

-Dalış türleri 87-106

-Sualtı arkeolojisi 109-113

-Kanunlar – Hava sarfiyat hesapları – Cetveller – Emniyetli dalış kuralları 114-127

Balıkçı Küçük Ali

27 Eki

Yazar: Şükran Eğrilmez

Çocuk Kitabevi – Yücetürk Çocuk Kitapları Serisi

64 Sayfa

Boyut: 14.8 x 21.0

Karton Kapak – 3. Hamur

1956

İçindekiler:

1- Balıkçı Küçük Ali

2- Sihirli Balık

3- Bu gün balık avlayamadım ama yine mesudum

4-Deniz Kızı Cansu

 

Ege’de Yunan İşgali – Türk Ada Ve Kayalıkları Nasıl ele Geçirildi?

24 Eki

Yazar: Vedat Yenerer

IQ Kültür Sanat Yayıncılık

270 Sayfa

ISBN: 9789752554726

Boyut: 13.5 x 21.0

Karton Kapak – Kitap Kağıdı

2017

(görsel: dr.com.tr, bilgi: dr.com.tr, kitapstore.com, pandora.com.tr)

Açıklama:

“Değerli Gazeteci Vedat Yenerer, Ege üzerinden yürütülen gizli projeleri gün ışığına çıkarıyor. Bu kitap, Ege Denizi ile ilgili gerçekleri öğrenmek isteyenler ve bilimsel araştırma yapanlar için çok önemli bir başvuru kaynağıdır”

E. Kurmay Albay Ümit Yalım – Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri

Değerli okurlar, kan ve can vererek kurulmuş Türkiye Cumhuryeti topraklarının nasıl tek mermi atılmadan Yunanistan’a verildiğini ilk kez bu kaynak kitapta okuyacaksınız…

Girit Adasını nasıl verdik?

Ege’de “12 Adalar” hangileri nasıl elden gitti?

Kardak krizinde perde arkasında yaşananlar neydi?

2004 yılından itibaren 18 ada ve kayalıklarımız nasıl verildi?

1947 Paris Antlaşması’na taraf olan Yunanistan ve Fransa nasıl anlaşmayı bozdu?

Hangi Türk adalarına Yunan bayrağı çekilip anıt dikildi?

Yunanistan sırasıyla hangi Türk adaları işgal etti? Bu adalara nasıl asker çıkarttı?

Didim’de Türk plajına kadar gelip karaya oturan Yunan LS 604 No’lu sahil güvenlik botu sessiz sedasız nasıl kurtarılıp gönderildi?

CHP Genel Merkezine gelen Yunan Büyükelçisi işgali nasıl kabul etti?

TBMM, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay başkanlığı kayıtlarında geçen işgali nasıl kabul edip görmezden geliyor?

İşgal edilen adalara yapılan ve cemaati olmayan kiliselere papazlar nereden gönderildi?

Ege’de Türk karasularında Türk gemileri nasıl engelleniyor?

Yunanistan Cumhurbaşkanı, başbakanı, savunma bakanı ve genelkurmay başkanı Türk adalarında çıkan ve askeri tatbikat yapan askerleri nasıl ziyaret etti?

“Burası Türk hava ve deniz sahası bu sahayı terk edin” anonsu yapan Türk sahil güvenliğine Yunan Savunma bakanı telsizden ne cevap verdi?

Türk adalarını işgal eden Yunan gemilerine ne bayrağı çekildi?

KKTC Cumhurbaşkanı AKP desteğiyle adayı nasıl tek mermi atmadan Rumlara vermek için savaş veriyor?

Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi darbeci FETÖ üyelerine nasıl sahip çıkıyor?

Türkiye 13 yıldır ata topraklarının tek tek verilmesine neden susuyor ve görmezden geliyor?

 

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Denizciler – Yelkenli ve Buharlı Çağın Emektarları

19 Eki

Yazarlar: Serdar Başaran, Levent Düzcü

Kriter Yayınevi

180 Sayfa

ISBN: 978-605-9336-16-1

Boyut: 16.0 x 23.5

Amerikan Bristol Kapak – Kitap Kağıdı

2016

(görsel: dr.com.tr, bilgi: kriteryayinevi.com, kitapyurdu.com)

Açıklama:

Türk Denizcilik Tarihinin modernleşme içindeki yeri nasıl tayin edilebilir?

Bir başka ifade ile Türk denizciliğinin son iki yüz elli yılındaki reform çabalarını dikkatli izlemenin en iyi yolu/yöntemi nedir?

Şüphesiz bu sorulara çok farklı cevaplar vermek mümkündür. Ancak en önemli cevaplardan birinin, bahriyeye ömür verenlerin hayatlarına bakmak olduğu varsayılabilir. Türk Denizcilik Tarihini açıklamanın önemli yollarından biri, denizcilerin biyografik anlatılarını yapmaktan geçmektedir. Böylece, bahriyeli insan hikâyeleri üzerinden, yelkenli çağın başlangıcından buharlı çağın son zamanlarına kadar olan Türk Denizcilik Tarihi birtakım cevaplarını bulacaktır.

Elinizdeki kitap bu düşüncelerle ortaya çıkmıştır. Biri, diğerinin devamı olsa da, ikisi de birbirinden ayrı teknolojik dünyanın gemi türü olan yelkenli ve buharlı gemilere uzun yıllar emek veren bahriyelilerin denizciliğe olan katkılarını belirlemeye çalışmak; gemi teknolojisinde yaşanan dönüşümü de anlamanın bir yolu olabilir. Bu kitap; yelkenliden buharlı çağa, denizcilerin hayat hikâyelerinden bir denizcilik tarihi çıkarma çabası/yöntemi olarak görülebilir.

 

Yelkenliden Buharlıya Geçişte Osmanlı Denizciliği (1825-1855)

19 Eki

Yazar: Levent Düzcü

Doğu Kütüphanesi

442 Sayfa

ISBN: 9786055227234

Boyut: 15.0 x 23.0

Karton Kapak – 2. Hamur

2017

(görsel: …,bilgi: pandora.com.tr, eganba.com)

Açıklama:

Osmanlı Devleti’nin yelkenliden buharlıya geçişi bir sanayileşme sorunudur. İlk makine İngiltere’de 1760’larda fabrikalarda denenirken, Osmanlılar ilk makineyi 1820’lerde buharlı gemilerle tanımışlardı. Sorun basit bir buharlı gemiye sahip olup/olmama konusu değildir. Klasik dönemin bir teknolojisi olan yelkenli gemilere ait bilgiler daha hızlı edinilirken, buharlı gemiye ait bilginin kolayca hazmedildiği söylenemez. Çünkü Osmanlıların, 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde karşılaştığı buharlı gemiler, Batı Avrupa’da görülen Sanayi İnkılâbının tezâhüründen başka bir şey değildi. Bu perspektiften bakıldığında yelkenliden buharlıya geçiş, Osmanlılar için önceki yüzyıllarda örneği görülmeyen büyük bir hadisedir. İki büyük deniz faciası (Navarin-Sinop) arasında Osmanlılar için ilginç olan hem son büyük yelkenli donanmasını hem de ilk buharlı harp ve ticarî filosunu kurmalarıdır. Geçiş, sancılı bir süreci ifade eder. Osmanlı denizcileri bu yeni süreci, Amerikalı ve İngiliz uzmanlarla birlikte yaşayacaktır.

Yelkenliden buharlıya geçiş, sadece gemi teknolojisinde bir değişimi değil, çarkçı, mühendis denilen yeni meslek gruplarının varlığını ve şehirlerin, vapur bacalarından çıkan dumana alışma sürecini de anlatır. Yelkenliden buharlıya geçiş, Türk denizcilik tarihinin bugüne kadar pek de bilinmeyen bir yönüne işaret etmektedir. Elinizdeki eser, bu geçiş sürecinin parametrelerini vermekle birlikte, son yelkenli gemileri, ilk vapurları ve bu yeni teknolojinin ilk Türk mühendis/çarkçılarını ortaya çıkararak, denizcilik ve bilim/teknoloji tarihine küçük bir katkı da bulunmayı amaçlamaktadır.

 

Türk Denizcilik Tarihi ve Ertuğrul Fırkateyni

18 Eki

Yazar: Levon Panos Dabağyan

Yedirenk Kitap

304 Sayfa

ISBN:  9786053261179

Boyut: 13.5 x 21.0

Karton Kapak – 2. Hamur

2016

(görsel: iz.com.tr, bilgi: iz.com.tr, yemkitabevi.com)

Açıklama:

Türkler Anadolu topraklarına ayak basıp denizle irtibata geçtikleri ilk zamanlardan itibaren, mevcut savaşçı özelliklerini denizciliğin gerekleriyle birleştirmişler ve yüzlerce yıl boyunca Akdeniz’in tek hakimi olmuşlardır. Yenikapı semtinde doğup büyümüş, askerliğini bile büyük sevdası Bahriye’de yapmış olan Levon Panos Dabağyan bu çalışmasında, Türk denizcilik tarihine genel bir bakış ile birlikte, özellikle bu sahada Türkiye Ermenilerinin etki ve katkılarını okura aktarıyor. Ve elbette, denizcilik tarihimizin en büyük dramlarından biri olan ve “Ertuğrul Faciası” olarak bilinen hadisenin gelişim ve sonuçlarını, zengin kaynaklardan yararlanarak ortaya koyuyor. Uzak ve yakın tarihimizin bilinmeyenlerine ışık tutan bu çalışma, konuya ilgi duyanlar için kıymetli bilgiler içermekte…

Vahid Paşa’nın Hayatı Sakız Vak’ası

18 Eki

Yazarlar: Fatih Maden, Mustafa Eğilmez

Roza Yayınevi

124 Sayfa

ISBN: 978-605-5676-70-4

Boyut: 13.5 x 21.0

Amerikan Cilt – Enzo Kağıt

2013

(görsel ve bilgi: rozayayinevi.com)

Açıklama:

Kilisli bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Mehmed Emin Vahid Paşa’nın doğum tarihi bilinmemektedir. XIX. yüzyılın başlarında yetişen Paşa, önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. Maliye kaleminde başlayan kariyeri Fransa elçiliği ve ardından İngiltere murahhaslığı ile sürmüş ve 1809 yılında reisülküttap vekilliğine yükselmiştir. Aynı yıl Kütahya’ya sürgün edilen Vahid Paşa daha sonra kısa aralıklarla Tophane Nazırlığı ve Tersane Eminliği yapmıştır. 1816’ya kadar devam eden Teke ve Hamid mutasarrıflığı görevini Hanya ve Sakız muhafızlığı takip etmiş, hayatının en önemli safhasını da bu son görevi teşkil etmiştir. Zaman zaman elinden alınıp tekrar iade olunan vezirlik makamına terfi eden Vahid Paşa, 1821-1822 yıllarında Sakız’da ortaya çıkan olayların bastırılmasında büyük yararlılık göstermiştir. Halep valiliği ve İstanbul muhafızlığı da yapan Paşa, Bosna valiliğine başlayamadan 14 Ağustos 1828’de vefat etmiştir.

Resmi görevlerinin yanı sıra ilmi çalışmalarda da bulunan Vahid Paşa’nın Fransa elçiliğine ait Sefaretnâmesi, okçuluğa dair Minhâcü’r-Rumât’ı, Şeyh Nurettin Dimyatî’nin Esmâ-i Hüsna kasidesinin Türkçe şerhi olan Mirkât-ı Münâcaât’ı önemli eserlerindendir. Ayrıca bu çalışmada söz konusu edilip transkripsiyonu yapılan Târih-i Vak’a-i Cezîre-i Sakız adlı eseri 1822 yılındaki Sakız olaylarına ışık tutması açısından dikkate değerdir.