Çanakkale Olayı (İstiklal Harbinde Deniz Cephesi)

Çanakkale OlayıYazar: Afif Büyüktuğrul

Yeni İstanbul Yayınları

62 Sayfa

Boyut: 14.0 x 19.4

Karton Kapak

1969

Açıklama:

İstiklal savaşımız, güç ve büyüklüğü bütün dünya tarafından kabul ve teslim edilen değerli bir silahlı mücadele oldu. Bütün dünya tarihinde, yok olmuş bir kuvvetle düşmanın muntazam ordularını yenmiş başka bir milletin mücadelesine rastlanmayacaktı. Büyük Türk milleti, sayı , silah ve teknik üstünlüğü olan düşmanına karşı, çarıklı çetelerle, başladığı mücadelesini muntazam ordularının zaferi şeklinde bitirecekti. Zafer, sadece silahlı mücadeleyi tekeline almıyor; Büyük Türk milletine dünya politikasında çok itibarlı ve gururlu bir yer de sağlıyordu. Çürümüş ve her türlü itibarını kaybetmiş bir imparatorluğun temelinde yepyeni ve gururlu bir millet doğmuştu.

Bundan ötürü elli yıl boyunca yazılan İstiklal Savaşı anı ve ciltleri kamuoyumuzu doyuramamıştı. Büyük millet daha nice kitapların yazılmasını sabırsızlıkla bekliyordu. İstiklal Savaşı konusu etrafında her yazı onun makbulü idi. Okudukça gururlanıyordu.

Ancak; bu elli yıl içinde yazılanlar, genellikle, savaşın kara cephesini ilgilendirdi. Deniz kuvvetlerinin yaydığı iki belirli kitap sadece Deniz Kuvvetleri muhitinde kalmış; Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi’nin yayınladığı tek kitap da asker muhitinden dışarı çıkmamıştı. Bu durumun iki tane de önemli nedeni vardı: İnsanoğlunun karakteri ve deniz olaylarını küçümsemek

İnsanoğlu sergüzeşt (serüven) seven bir karaktere malikti. Silah kuvvetiyle toprak alıp vermek; yüzbinlerce ölü verdirmek ya da vermek; şehirleri yakıp yıkmak onun ruhunu okşayan hareketlerdi. Nihayet, karada yaşamak üzere yaratıldığı için kara olayları onu birinci derecede oyalıyordu. Deniz savaşında bu karakter yoktu: Karalar gibi denizleri de işgal etmek ya da tahrip etmek imkan içinde bir hareket değildi. Bundan ötürü kamuoyunun deniz olaylariyle anlayışlı bir ilgi sahibi olması çok zordu. Nitekim, milliyeti ne olursa olsun, insanoğlu savaşlarda kendi donanmasının tutumundan daima şikayetçi olmuştu. Denmişti ki; ” Bu kadar çabalarla meydana getirdiğimiz donanma ne yapıyor?”

Donanmaların, savaşlarda, denizlere çıkıp çıkıp tekrar hareket ettiği limana dönmesi kamuoyunu okşayacak hareketlerden sayılmazdı. Birinci Dünya Savaşı’nın şöhretli Iskajarak muharebesi bile, stratejik bir ihtiyaçla değil, kamuoyunu donanma sevgisinden uzaklaştırmamak için yapılmıştı.

Halbuki deniz kuvvetlerinin savaştaki birinci vazifesi milletin ve silahlı kuvvetlerin denizyollarından beslenmesini ve güçlenmesini sağlamak ve düşmanı bu güzel imkanlardan yoksun bırakmaktı. Bu vazifeyi kifayetle başarabiliyorsa, onun, bir kara kuvveti gibi ille de çıkıp top atması şart değildi.

Savaş, ancak, beslendiği zaman zafere ulaştırabilecekti. Bu bakımdan deniz kuvvetlerinin savaştaki vazifesi çok önemli ve hayati oluyordu. İstiklal Savaşı’nı da beslenme yoluyle kazandığımıza göre, elbette, bu beslenmede önemli rol oynayan Türk denizcilerinin hizmetleri de büyük olmuştu.  Büyük Atamız bu hizmetleri, büyük nutkunda takdirle anacak ve andıracaktı.

Buna rağmen denizcilerin bu büyük hizmetlerine karşı fikir besleyen düşünürler de az olmıyacaktı. Bu çeşit düşünürler diyorlar ki: ” Denizde yapılan taşımanın karada yapılan taşımalardan ne ayrıntısı vardır ? Denizde mavnalarla taşındı ise karada da kağnı arabalarıyle taşındı ve bu taşımayı da ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar yaptı. Gerçek böyle iken denizdeki taşıma hizmetlerine cephe diye ad takıp onu büyütmekte ne anlam vardır? ”

Zaten Osmanlı İmparatorluğu da bu çeşit düşünürlerin iktidarda bulunmasından çökmemiş miydi? İmparatorluk karadaki çöküşünden tam ki yüzyıl önce denizlerde çökmüş ve bu çöküş karadaki çöküşü hazırlamıştı. Ama deniz sorunlarından uzak olduğu için çöküşteki bu gerçek neden, yazarlar ve tarihçiler tarafından anlaşılamamıştı. Böylece deniz sorunlarına uzaklık Büyük Türk milletinin layık olduğu mutlu hayattan uzaklaşmasına neden olacaktı.

İnsanoğluna ait her hayat kolunda, kendisine göre, kolaylıklar ve zorluklar vardır. Kağnı arabalarıyle ihtiyar, kadın ve çocuğun yaptığı büyük hizmetler elbette küçümsenemezdi. Fakat deniz hizmetlerini küçümseme zevki nereden geliyordu? Karadaki taşıma, cephelerin verdiği tabii bir güvenlik perdesi arkasında yapılıyordu. Bu sorun çok saf bir taşıma sorunu idi. Kim çok taşırsa, kim hızlı taşırsa o üstünde. Deniz taşıması ise, denizlerin tabii karakterinden ötürü uluslar arası bir sorundu. Zira taşıma alanı içinde düşman olduğu gibi o alanda büyük ekonomik çıkarı olan tarafsızlar da vardı. Bundan ötürü deniz taşıması, kara taşımasının malik olduğu tabii güvenlikten yoksundu. Deniz taşıması, kara taşıması gibi saf bir taşıma konusu değil büyük askeri kuvvetlerin güvenlik sağlaması gereken bir savaş harekatı sorunu idi. Nitekim ikinci Dünya Savaşı’nda milletler sadece dört taşıt gemisini güvenlik altında götürmek için büyük donanmalarla savaş harekatı tertiplemişler ve yapmışlardı.

İstiklal Savaşımızda, düşmanın ve düşmana taraflı bulunan büyük devletlerin muazzam donanmaları, karşısında, nazari olarak, taşımaya güvenlik sağlıyacak büyük deniz kuvvetimiz yoktu. Buna rağmen cephelerin ihtiyacı olan silah, cephane ve malzemeyi getirmek büyük ve hayati bir ihtiyaçtı. Bu büyük görev yapılabilirse, İstiklal Savaşı zafere ulaşacaktı. Bu konuda karacı ve denizcilerimizin soruna canla başla bağlı kalmaları ve bu uğurda büyük çabalar göstermeleri iftiharla yazılacak bir olaydı. Çalışılmıştı ve başarılmıştı. Elbette kazanılan zaferde de deniz sorunlarının yeri büyük olacaktı.

İstiklal savaşımızın ellinci yılına geldiği halde hiç bir yazar ve tarihçi konunun bu cephesine değinmemişti. Şüphesiz yazı hayatımızda büyük bir eksiklikle karşı karşıya bulunuyorduk. İlk kez olarak Yeni İstanbul Gazetesi’nin değerli idare heyeti bu büyük eksikliği değerlendirerek bana görev verdi. Onların istekleri üzerine İstiklal Savaşı’nın deniz cephesine ait ana hatları ortaya koyacaktım. Yazılarım, okuyucuları tatminden başka tarihimizde de önemli bir kaynak olacaktı. Yazı bu düşünce üzerinde hazırlandı. Ötesi sevgili okuyuculara ait olacaktı.

İçindekiler: 

-Mütareke Yıllarında Donanma Ve Denizciler 7

-Okuldaki Acı Günlerimiz 9

-Sivas Kongresi Sonrası 10

-İstiklal Savaşı Stratejisinde Donanma 11

-Averoff Yunan Gemisini Batırma Teşebbüsü 11

-Deniz Subaylarında Gruplaşma 12

-Malzeme Nasıl Kaçırılıyordu? 13

-Ticaret Gemilerinin Yaptığı Hizmetler 15

-İstiklal Savaşı’nda Deniz Stratejisi 16

-Savaş Gemilerimiz 17

-Denizcilerin İçinde Bulundukları Zor Şartlar 19

-Gözetleme Şebekesi Zorlukları 20

-Onarma Ve İkmal Yapma İmkanları 21

-Fransızların Zonguldak Ve Ereğli’yi İşgali 21

-Ufak Tekneler Ne Taşıdılar 23

-4 Numaralı Gümrük Motoru 24

-Yunan Gemilerinin Hain Hareketleri 25

-İngiliz Gemilerinin Harekatı 26

-Alemdar Gemisinin Kaçırılması 27

-Anglo – Fransız Tertipleri 29

-Fırtına Çıkınca 30

-Pontoscular Peşinde Denizciler 31

-Yunan Vahşeti 35

-Yunanlı Ve İngiliz Denizcisini Bekleyen Korkular 38

-Donanma Varlığı, Millet Varlığı 40

-İngilizlerin Atamızı Kaçırma Teşebbüsleri 41

-Denizcilerimiz Yeni Silahlar Peşinde 42

-Enosis Adlı Yunan Gemisinin Yakalanması 43

-Donanma Ne Demektir? 47

-Uranya Adlı Yunan Gemisinin Yakalanması 48

-Doğu Akdeniz’de Mücadele 50

-Kara Ve Deniz Muharebeleri Arasında Kıyaslama 53

-Portakal Mavnasıyla Batırılan Düşman Ganbotu 54

-Zaferden Sonraki Harekat 55

-Deniz Savunmasını Yöneten Ana Kahramanlar 57

-Türk Denizcileri Ne Kadar Malzeme Taşıdılar? 57

-İstiklal Savaşına Fiili Olarak Katılanlar 59

-Çeşitli Gemilerde Görev Alan Genç Subaylar 60

-İstanbul Gizli Teşkilatında Çalışanlar 60

-Büyük Atamız Demişti Ki 60

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s